Çeyizi arı olan tek gelin

19 Ekim Perşembe, 2017
Arıcılığa hem 35 yılını hem gönlünü veren bir üretici Nezaket Osan. Mesleğe çeyiz olarak istediği bir kovan arıyla başladı. Kızı da annesinin yolundan giderek arıcılığa gönül verdi ve bu yolda ilk adımlarını attı.
Çeyizi arı olan tek gelin Haber: Ayşe Gül ULUCAN ŞAHİN
Kamera: Ekrem ALACAPUNAR
Fotoğraf: İbrahim BAĞCI
 
35 yıldır arıcılığa gönül vermiş iki kız çocuk annesi bir üretici Nezaket Osan. Her türlü zorluğa, engele göğüs gererek arıcılığı kendine bir meslek haline getirmiş. Kızı Ezgi Osan da annesinin izinden gidiyor. “Babadan oğula geçen meslek” deyimi vardır ya, bu hikayede “anneden kıza geçen meslek” haline gelmiş arıcılık. Ezgi Osan, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan aldığı “Genç Çiftçi Hibe Desteği” ile arıcılığa ilk adımı atmış. Anne kızın arıcılık sevdalarını önce annesinden sonra kızından dinleyelim.
Anne Nezaket Osan, Ankara’nın Kalecik İlçesi Değirmenkaya Köyü’nde ilkokulda iken 10-11 yaşlarında tanışmış arıcılıkla. Babasının küçük bir sepet arısıyla başlamış asıl hikaye. Nezaket Osan’ın öğretmeni sepetteki arıların fenni kovana alınması gerektiğini söylemiş. Sepetteki arılar kovana alınmış, bal veriminin çok güzel olmasıyla birlikte Nezaket Osan’ın babası Remzi Bey arıcılık yapmaya başlamış. Nezaket Osan, körük sıkmayı, çerçeve koymayı, arıların bakımının nasıl yapıldığını babasını izleyerek öğrenmiş. “Arının anasını merak ediyordum ona bakıyordum” diyor Nezaket Osan, balları sevinerek aldığını anlatıyor. Babasının arı sayısını artırdığını ve 150 kovana çıkardığını belirterek şöyle devam ediyor:
“Aslında ben okumak istedim. Dedem izin vermedi. Babam da en azından arıcılığı öğreteyim bir meslek olur ilerde elinde dedi. Daha sonra beni köyden istemeye başladılar. İstenildikçe üzülüyordum, evlenmek istemiyordum. Ne kadar geç olursa benim için o kadar iyi bir şeydi. Kabul etmediler, evlilik çağın geldi dediler. Babam da kızı okutmadık bari istediğine verelim dedi dedeme. Ben de eşimi seçtim, evlendik. Bizim burada kızlara çeyiz verilir. İnek ya da altın gibi ne isterse. Ben arı istedim babamdan. Çeyiz olarak bir kovan arı istedim. Bir kovan arıdan da arıcılığı yürüttüm ve 35 yıldır da bu işi yapıyorum”.
“15 kovandan 500 kilo bal aldım”
Köyde çeyiz olarak arı getiren tek gelin olma unvanı taşıyor Nezaket Osan. Ama kayınpederi bu duruma biraz tepki gösteriyor: “Çeyiz olarak arıyı getirdim ama kayınpederim tepki gösterdi. Sinirlenerek ‘niye inek getirmedin’ dedi. Her gün benimle kavga ediyordu, kızıyordu. Bir sandık dolusu sinek gibi görüyordu arılarımı. Tarlaya gitmiyorum diye kızıyordu. O yıl ben çok güzel bir ürün aldım. Arı sayım arttı 2-3 yılda. 15-20 kovanım oldu. O kovanlardan iyi ürün aldık. 15 kovandan 500 kilonun üzerinde bal verimi almıştım. Bir taraftan arı sayım da artıyordu. Arı sayısı artarsa bal verimi düşüyor. Yine de ona rağmen iyi ürün aldım. Babam bal satışında bana yardım etti. Balları sattık. Kayınpederim de yıllardır traktörü alamamış. Kötü bir traktörü vardı, o da bozuldu sattı. Ben o kazançla kayınpederime söylemeden balın birikimiyle onun adına traktör aldım. O kadar sevindi, mutlu oldu ki, o zaman öğrendi işte, gerçekten gençleri dinlemesi gerektiğini”.
“Arılarıma çocuklarım gibi düşkünüm”
Arıcılığın bağımlılık yaptığını belirten Osan, “Çocuklarıma nasıl çok düşkünsem, arılarıma da o kadar düşkünüm” diyor ve şunları söylüyor: “O kadar severek yapıyorum. Arılarım hem doğaya katkıda bulunuyor, doğayı güzelleştiriyor, hem de benim evime çok güzel bir gelir kaynağı oluyor. Ben okuyamadım ama çocuklarımı okuttum. Her geçen yıl gelirimi artırdım. Evimi, traktörümü aldım. İsterim ki herkes yapsın. Genç bayanlar gelsin yapsın ama eşleri izin vermiyorlardı. Bu köyde büyük arıcılığı ben ve iki kız kardeşim yapıyoruz. Onlara da yardımcı oluyorum”.
Ankara Üniversitesi’nde arıcılık semineri verdi
Nezaket Osan Ankara Arıcılar Birliği üyesi. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından kovan başına verilen desteklemelerden faydalanıyor.
Arıcılıkla ilgili daha fazlasını öğrenmek amacıyla çaba gösteriyor üretici Nezaket Osan. “Ankara İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü Çiftçi Eğitim Birimi’nden “Ana Arı ve Arı Sütü Nasıl Üretilir?” adıyla 1998 yılında bir eğitim aldım. Başarılı oldum. Ana arı kutuları verdiler bize o zaman. Damızlık ana arı nasıl yapılır? Biz de bu konuda başarılı olduğumuz için bize kutu hediye ettiler. Ankara’da bal yarışmasına katıldım. Orada ödül aldım. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın verdiği kadın arıcı ve kalite konusunda ödülüm var”.
Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde seminer veren Osan, “Öğrencilere arıcılıkla ilgili seminer verdik. Öğrencilerimiz buraya geliyorlar. 40 tane öğrencimiz vardı bu sene baharda. Bahar bakımını anlattık. Hocalarıyla birlikte geliyorlar. 10 tane hoca, 40 tane öğrenci. Bu eğitimi 3-4 yıldır yapıyoruz. Önce anlatıyoruz, tanıtıyoruz, sonra da uygulamalı olarak eğitim veriyoruz” diyor.
Gelirinden memnun
Gelirinin iyi olduğunu ifade eden Nezaket Osan, bal satışlarında sıkıntı yaşamadığını belirtiyor. “Artık tanındık. 35 yıldır çalışıyorum, mücadele ediyorum. Başlarda çok zor oldu pazarlamak. Bakanlıktan bir isteğimiz var. Kadın arıcıların önünü açıp kalitesine göre balımızı alırlarsa biz yorulmayız. Ben tek tek perakende olarak satıyorum. İşini dürüst, kaliteli ve hilesiz yapınca geri dönüşler oluyor. Kendi çocuğuma da aynı ürünü yediriyorum. İnsanlara da zarar vermiyorum, faydalı olmaya çalışıyorum. Beni en çok mutlu eden bu. Balın organik olması için çevrede ilaçlama olmaması gerekiyor. Maalesef çevrede yapılan ilaçlama arıları etkiliyor. Keşke ilaçlama dönemlerinde bize haber verilse, kovanlarımızın ağzını kapatsak. Çok zarar alıyoruz o ilaçlamalardan. Doğal, organik ilaçlar kullanılsın, toprağımız kirletilmesin, arılarımızdan daha güzel ürün alalım. İnsanlar sağlıklı yaşasın. Biz gelir kazanalım, insanlar da sağlığını kazansın istiyorum. Sahte bal satanların da önünün kesilmesini istiyoruz”.
Osan, anlatarak, insanları bilgilendirerek satış yapıyor. “Müşterilerim benden çok memnun. Ben de onlardan çok memnunum. Şu ana kadar bir şikayet almadım. Bir şikayet olursa ürünümü geri almak istiyorum. Tüketicilere, arıcılarını iyi tanıyorlarsa, süzme bal almalarını tavsiye ediyorum. Petek milli bir kayıp diye düşünüyorum. Arılar petek örerken çok enerji harcıyor, 1 kg’lık peteği örebilmesi için en az 20 kilo bal tüketiyor. Süzme bala ben zengin bal derim. Her dönemin farklı çiçeği kavanozda buluşur”.
İyi balın tahlilde anlaşıldığını söylüyor Nezaket Osan, bir de damak tadıyla. Arıcılık yapmak öyle kolay değil. Kovanların kış bakımını yapmak gerekiyor. Arının balını yeterince bırakarak başlıyor bakıma Nezaket Osan. “Yeterince bırakırsan ne hastalanır, ne de fire verirsin. Arının elinden balını alıp, şurupla ya da glikozla beslersen o arıdan hiçbir fayda göremezsin. Arı bakımında daha çok polenli peteklerini ayırıyorum, siyahlaşmış boş petekleri varsa onları alıyorum. Güzel bal dolu, esmer, kahverengi tonda peteklerini koyarım, kovanın içini daraltırım. Eğer yavru artırmak istiyorsam, bir miktar balla pudra şekeriyle yapılmış kek veririm. Kışa daha canlı, genç yavrularla girsin diye. Çünkü yaşlı arılar kışın ortasında ölüyor. Bir arının kış ömrü 6 ay, yazın da 40 gündür. Genç yavrularla girmesini istiyorum o zaman daha güçlü oluyor, canlı oluyor, fire vermeden kışı geçirmiş oluyorum.”
Sadece bal üretmiyor Nezaket Osan, arı ürünleri satışı da yapıyor. Bir kovandan bazen 40 bazen 60 kg bal alabiliyor. Yağışlı bir yıl olursa, çiçekler de çok oluyor böylece arı üretimi de artıyor.
“Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na teşekkür ederiz”
Köyde sadece kendi değil kız kardeşleri de arıcılık yaparak geçimlerini sağlıyor. Nezaket Osan’ın kızı Ezgi Osan da annesinin izinden gidiyor. Genç Çiftçi Hibe Desteği’nden yararlanarak bu yıl arıcılık yapmaya başladı. Annesi kızının arıcılık yapmaya başlamasını gururla anlatıyor: “Kızım üniversite okudu. O da çok meraklıydı. Ama önce okuyacaksın dedim. Sonra bu işi okuduktan sonra yapacaksın dedim. Şimdi o da başladı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın “Genç Çiftçi” desteğine başvurdu. Aldığı 30 bin TL destek ve hevesle bu sene başladı. 40 kovan arı desteği ve malzemeleriyle. Gerçekten çok güzel oldu. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na teşekkür ediyoruz. Özellikle genç bayanlara destek vermeleri beni çok çok mutlu etti. Gençler bu konuda çok başarılı oluyorlar. Çok memnun olduk kızımın aldığı destekten dolayı. İnşallah kızımla birlikte bu işi yürüteceğiz, ben de ona destek olacağım. Daha da bu işi büyüteceğimizi düşünüyorum. Diğer kızımın da arıcılık yapmasını istiyorum. Arıcılık bir meslek. 5-6 kovanla bile bu işe başlanabilir ve geliriyle ev geçindirilir. Ailece arıcılığa gönül verdik. Ve bu mesleği yaptığımız için çok mutluyum”.
Ezgi Osan: Annemi arılardan kıskanıyordum (36 DF Video)
Annesi gibi arıcılık yapmaya başlayan Ezgi Osan 1988 doğumlu. 2011 yılında antropoloji bölümünden ve daha sonra işletme bölümünden mezun olmuş yüksek lisans yapan eğitimli bir genç kız. İş bulma konusundan bir takım sıkıntılar yaşadıktan sonra annesinden öğrendiği arıcılık mesleğine adım atmaya karar vermiş. Bu adımdan oldukça memnun. İşini hevesle ve aşkla yapıyor. 2017 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın Genç Çiftçi Hibe Desteği Projesi’ne başvurarak 30 bin lira hibe desteği ile makine ve ekipman almış. 40 kovan arı ile birlikte arıcılık yapmaya başlamış. Hikayenin geri kalan kısmını Ezgi Osan şöyle aktarıyor: “Bana bununla birlikte sürprizler de çıktı. Şu ana kadar hiç arılarla problemim olmamıştı ama ilk defa arı alerjisi problemi yaşadım. Ona rağmen direndim, direnç gösterdim. Tedavi olacağım dedim. Bunun da aşıyla bir tedavisi var. Arılardan vazgeçemedim. Başlangıçta çocukluğumda nitelendirdiğim bu alan bu ev benim için baldan bir kale idi. Ben öyle nitelendiriyordum. Annem bu işi nasıl böyle bir aşkla bu işi yapıyor? Arılar annemi sokuyordu çünkü. Çocukken buna bir türlü anlam veremezdim. Annemi arılardan kıskanıyordum onlardan bana çok fazla vakti kalmıyordu. Zaman geçti okulda bir çalışma yapmaya karar verdim. Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi’nden bir hocamla birlikte “Arıcılıkta Kadın Eli” ile ilgili annem üzerinden bir çalışma yaptım. Nasıl bu kadar çok sevebiliyor? Nasıl vazgeçmiyor yaşadığı problemlere karşı diye. Son 2 yılda oluşan bir ilgi, bir merak beni içine doğru itti. Ve zamanla tanıdıkça, annemden dinledikçe arıları sevmeye başladım”.
Arıların hayatındaki iş bölümü sizi cezbediyor
Arıları tanıdıkça motive olduğunu anlatan Ezgi Osan, kazanç açısından da arıcılığın kendisini tatmin ettiğini ifade ediyor. “Çünkü kendiniz üretiyorsunuz kendiniz kazanıyorsunuz. Arıların içindeki o dengeyi o hayatı gördükçe keyif alıyorsunuz. Arılardaki bu yaşam sizi zamanla motive de ediyor. Hayata da hazırlıyor. İç disiplinleri, içerideki iş bölümü, paylaşım bunların hepsi sizi cezbediyor ve içine doğru çekiyor. Anneme şu an hak veriyorum gerçekten. 35 yıllık arıcı. Ben de onların desteğiyle bu işi yürütebilirsem gittiği yere kadar bu işi yapacağım. Alerjimin bana engel olmasına izin vermeden bu işi yapmaya devam edeceğim. Birçok arkadaşıma da anlatıyorum. Çoğu şu an işsiz. Ben asla moralimi bozmadım, yılmadım. Çok olumsuz şeyler de duydum. Çok fazla kişiden de bunun yanında destek aldım. Bana moral ve destek veren kişilerden biri de şu an vekaleten ilçe müdürlüğü yapan Ayşe Çırak, veteriner hekimimiz. “Neden bunu yapmıyorsun, neden annenin mesleğini devam ettirmiyorsun?” dedi. Bu anlamda gerçekten çok desteğini gördüm. Arkasından da hibe desteği çıkınca her şeyden vazgeçtim. Bu noktada hayata bağlayan bir umut oldu benim için”.
“Hibe desteği çıkmaz sanmıştım”
Ezgi Osan, genç arkadaşlarına arıcılık yapmalarını tavsiye ediyor. Hatta birkaç arkadaşı yanına gelerek arıcılıkla ilgili bilgi almış. Bir tavsiyesi de bu işe sadece maddi olarak değil, sevgiyle yaklaşmaları. Arıları tanıdıkça arıların bunun karşılığını vereceğine inanıyor.
“Zamanla onlara sevginizi, emeğinizi ve ilginizi verdikçe onlar da karşılığını size muhakkak veriyor. Ben burada aynı zamanda minik minik fidanlar da yetiştirdim. Yalancı akasya, ıhlamur, hanımeli gibi bitkiler de yetiştirdim. Annemle konuşuruz: Kuraklık var, yarın yağmur yağmazsa üretimimiz düşebilir. Ama biz burayı ağaçlandırırsak, doğadan aldığımız kadar doğaya geri verirsek bir şeyler verirsek ağaçlandırma yaparsak böyle bir sorunla karşılaşmayız. Birçok kişinin problemi budur: Kuraklık. Bu sene bal verimi düştü hayır. Siz ağaçlandırma yaparsanız, kuraklık da olmaz. Siz doğaya verirseniz, doğa da size verir mutlaka karşılığını. Kimse korkmadan kendi işine atılsın çünkü kendi işinizi yapmanın keyfi çok ayrı. Zarar ederseniz de kendinize, kar ederseniz de kendinize. Arkadaşlarım burayı gördükten sonra fikirleri çok değişti. Devlet destekleri de var. Genç Çiftçi Hibe Destekleri de var. Ondan faydalanıp böyle bir işe atılmalarını tavsiye ediyorum özellikle arıcılık anlamında”.
Genç Çiftçi Hibe Desteği’ne başvuran Ezgi Osan, 30 bin lira destek ve 40 kovanla bu işe başladığını anlatıyor: “Önce hibe desteği bana çıkmaz sanmıştım. Farklı şeyler duymuştum ama öyle olmadı. Başvurdum ve listede adım ilan edildi. Arada tanıdığım kimse yoktu. 5 sene önce bir arıcılık eğitimi almıştım, kurs sertifikam vardı. Kurs sertifikam bana artı 5 puan olarak geri döndü diye düşünüyorum. Emeğim zayi olmadı. Bu işi yapmaya düşünen arkadaşlara sertifika almalarını,  ön bilgi sahibi olmalarını öneriyorum. Hatta gelsinler burada bizden pratik eğitim alsınlar, yardımcı olalım. Genç Çiftçi Hibe Projeleri nisan ayı ortalarından mayıs ayı ortalarına kadar başvuru alıyor. İl ya da ilçe tarım müdürlüklerinden başvurularını yapabilirler. Koşul olarak okur-yazar olmak ve 40 yaşın altında olmak yeterli”.
 
nezaket osan ezgi osan kalecik genç çiftçi arı arıcı