Bilimle sanatın buluşma noktası

08 Ağustos Perşembe, 2019
Sanatın bilimle kesiştiği nokta “Bilimsel Bitki Ressamlığı.” Ve bu sanatın ülkemizdeki önemli temsilcilerinden biri Gülnur Ekşi, bilimsel bitki ressamlığının yeniden doğuşunu ve ‘’çiçek çizen kızdan’’ bilimsel bitki ressamlığına giden yolculuğunu Web Tarım TV’ye anlattı.
Bilimle sanatın buluşma noktası Haber: Türkşan KARATEKİN – Neslihan AKTAŞ
Röportaj: Dilayda Turgut 
Kamera: Caner GÜMÜŞ
Fotoğraf: İbrahim Bağcı
Bitkileri, zarif dokunuşlarıyla resimlerde canlandıran sanat…
Bilimsel bitki ressamlığı…
Adını çok duymadığımız bu sanatın ülkemizdeki başarılı sanatçılarından Gülnur Ekşi, ‘’çiçek çizen kızdan’’ bilimsel bitki ressamlığına giden yolculuğunu Web Tarım TV’ye şöyle anlattı.
“Daha önce birkaç hocamıza, bilim dünyasının tanıttığı yeni türlerin çiziminde amatörce yardımcı olmuştum. Beni kulvara sokan ilk adım bu oldu. Sonrasında İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’nde Ali Nihat Gökyiğit’in finanse ettiği bir kursa davet edildim. Kurs, bilimsel bitki ressamlığında uzun ve köklü bir tecrübeye sahip Christabel King tarafından veriliyordu. Kursa Türkiye’nin her yerinden yetenekli üniversite öğrencileri davet edilmişti. Böylece bir avuç hevesli çizer bilimsel bitki ressamlığıyla tanışmış olduk.”
Bitkinin yaşam öyküsünü anlatan ressamlar
Bilimsel bitki ressamlığını, bitkileri doğru, olduğu gibi, görülen şekilde resmetmektir diye tanımlayan Ekşi; mesleğin, zehirli bitkileri ayırt etmek için mağara duvarlarına çizilen resimlere kadar dayanan bir tarihi olduğunu söylüyor.
Bu sanatın ülkemizdeki zorlu yolculuğunu anlatan Ekşi, “Tarihsel dönemlerin başına dayanır. Öncelikle zehirli bitkilerin, yenilebilen bitkilerin ya da tıbbi olarak faydası olan bitkilerin resmedilmesi ihtiyacıyla doğmuştur. Sonraki kuşağa hangi bitkilerden ne şekilde faydalanılabileceğini göstermek amacıyla ortaya çıkmıştır. Hatta mağara duvarlarında hangi bitkiye gidebileceğini tahmin ettiğimiz çizimler bile var. Bir süre sonra artan bilginin belirli kurallar ile dünyanın her tarafında uygulanabilir hale getirilmesi zorunluluk olmuştur. Türkiye uzunca bir süre, dünyadaki ilerleyişin herhangi bir yerinde olamamış. Aslında ilk adımlar yıllar öncesinde atılmış. Osmanlı’da ise tıbbi bitkiler, süsleme amacıyla kullanılabilecek gösterişli bitkiler, saray bitkileri resmedilmiş. Hatta Kur’an-ı Kerim süslemelerinde, kitap kapaklarında kullanılmış. Ancak birincil amaç bilimsel anlamda resmetmek olmamış. Dolayısıyla biz biraz daha stilize ve duygusal resimler yapmışız. Ta ki Cumhuriyet döneminde Prof. Dr. Nebahat Yakar hocamız bilimsel bitki resmine bir ivme kazandırana dek. Bugün hala önemli bir başucu kaynağı olarak kabul edilen Resimli Türkiye Atlası adında üç ciltlik bir eser ortaya çıkarmış. Sonrasında 2000’li yılların başına kadar yine bir kopukluk olmuş. Ancak bu tarihten sonra aralarında benim de olduğum bilimsel bitki ressamlarından oluşan bir jenerasyonun hızla yetişmeye başladığını görüyoruz. Yer aldığımız projeler, aldığımız uluslararası derecelerle dünya ölçeğinde saygın bir yer edindiğimizi söyleyebilirim.” dedi.   
İyi bir bilimsel bitki ressamının sahip olması gereken özellikler ve uygulaması gereken kurallar var.
“Bilimsel bitki ressamlığı, bitkileri doğru, olduğu gibi, görülen şekilde resmetmektir.” Tanımını yapan Gülnur Ekşi, “Sanattan bağımsız bir iş değildir. Belirli kurallar ve disiplinli bir gözlemle, bitkinin yaşam öyküsünü karşımızdakine –okura, izleyiciye- tıpkı bir yazıyla anlatır gibi anlatma sanatıdır. Sanatçı bir bakış açısı gerektirir, ancak bu yetmez! Botanik bilgisi, resim ve perspektif bilgisi de olmalıdır. Bilimsel bitki ressamı sabırlı ve iyi bir gözlemci olup temel morfolojik bilgileri estetik kaygılarla doğru harmanlayabilmelidir. Haliyle belirli kuralları olmak durumundadır. Gözlem ve sabır, en az bilimsel taraf kadar önemlidir. Bitkiyi kimi zaman dört mevsim gözlemlememiz gerekir. Bitkinin nasıl çiçeklendiğini, nasıl meyve verdiğini, doğada dururken hangi açıyla şekillendiğini ve tüm bu değişimleri bir kâğıt üzerine aktarabilmek için elbette bitkiyi çok iyi tanımak ve gözlemlemek gerekir. Bitkiler hakkında daha çok bilgi sahibi olabilmek demek bitkinin yaşam öyküsünü daha iyi aktarabilmek anlamına gelir.” ifadelerini kullandı.
Her mevsimde farklı halleriyle resmedilen çiçekler, ağaçlar, meyveler görsel güzellikleriyle bilimsel bitki ressamlarına ilham kaynağı olmuş. Her ressamın da kullandığı farklı teknikler, farklı bakış açıları var aslında.
“Bazen bitkiyi dört mevsim gözlemlememiz gerekir”
Kendi tarzını “Suluboyayı suluboya gibi kullanmayı seven gruptayım.” diye tanımlayan Ekşi, “Ben ayrıntılara ve detaylara çok önem veriyorum. İlk bakışta bitkiyi bir bütün olarak görüp detayları sonraya bırakıyorum. Çizimlerimi diğer birçok çizerin çalışmaları ile yan yana koyduğunuzda kuru suluboya dediğimiz yöntemle yapıldığı ayırt edilebilir. Aynı yöntemle resmedenler arasından ayırt etmek için resimlerime uzunca bir süre peş peşe bakıp izlemek gerekir. Göz bir süre sonra farkı ya da resimdeki izlerimi, işaretlerimi yakalar. Her bitki için değişen resmetme süreci vardır çünkü bir bitkiyi diğer yakın türlerinden ayıran karakterler, bizim için bitkinin ifadesinde mutlaka yer alması gereken unsurlardır. Mesela bitkinin çiçekli olduğu dönem bizim için çok önemlidir. Bir başka bitkide kışın yapraklarını döktükten sonra var olan bir karakter onu diğer türlerden ayıran bir özellik olabilir. Dolayısıyla ‘’illa ilkbaharda bir bitki resmedilir, sonbaharda resmedilir, yazın resmedilir’’ diye bir kural yoktur. Bunun güzel yanı bitkiler her değişimde, size farklı bir evresini sunar. Bizim yapmamız gereken bitkilerin zamansal ve mekânsal dönüşümleriyle ortaya çıkardıkları hikâyelerini en iyi şekilde anlatmaktır.” şeklinde konuştu.
Resimli Türkiye Florası
Gülnur Ekşi gibi genç kuşak bilimsel bitki ressamları ülkemizde bu sanata önemli bir ivme kazandırdı son yıllarda.
Uluslararası alanda çok sayıda ödülü bulunan Ekşi, “Resimli Türkiye Florası” projeyi de şu sözlerle anlattı: “İngiltere’de her yıl Royal Horticultural Society (RHS) ve Botanical Images of Scotland (BISCOT) tarafından düzenlenen, birçok ülkenin katıldığı bilimsel bitki resim yarışmaları düzenleniyor. Dünya çapında prestijli organizasyonlar bunlar; 2009-2015 arası farklı yıllarda her iki yarışmada toplam 5 altın, 1 gümüş madalya kazandım. Bir de 2017 yılında çizerlik yaptığım “Plants from the Woods and Forests of Chile” kitabı Council on Botanical and Horticultural Libraries tarafından verilen ‘Excellence in Botanical Art and Illustration’ ödülünü aldı. Bu tarz organizasyonlar bize bilimsel bitki ressamlığında dünyanın neresinde olduğumuzu görme fırsatı sunuyor. Hülya Korkmaz, Işık Güner gibi birçok çizer arkadaşımla birlikte bu yarışmalara katılıyoruz. Bizler Türkiye’de bilimsel bitki ressamlığının ikinci yeniden doğuşunun temsilcileriyiz. Türkiye, bilimsel bitki resminin ortak dilini kullanabilir hale geldi ve standartları yakaladı artık yeni çizerler yetiştiriyoruz. Onlarla birlikte Türkiye’nin zengin florasını tümüyle resmedebiliriz ve toplumda bu konuyla ilgili bir farkındalık oluşturabiliriz. 
Bitkileri kâğıtlarda yaşatan Gülnur Ekşi’nin hayalinde de henüz çizemediği bir eğrelti var.
Bilimsel bitki ressamı olmak isteyenler Gülnur Ekşi’nin Ankara Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi’nde (ANKÜSEM) düzenlediği kurslara katılabilir.
 
# bilimsel bitki ressamlığı Gülnur ekşi botanik